Haber Sırası

Akıllı Telefonlarla Profesyonel Fotoğrafçılık

Günümüz teknolojisinin son ürünleri olan akıllı telefonlarla profesyonel fotoğrafçılık nasıl yapılır? Akıllı telefonla en iyi fotoğraf nasıl çekilir?

Akıllı Telefonlarla Profesyonel Fotoğrafçılık
21 Nisan 2015 - 20:36 'de eklendi ve 780 kez görüntülendi.

Akıllı telefonların dijital fotoğrafçılık macerası tam on beş yıldır eğlenceli bir tartışma konusu. Teknoloji fanatiği bir grup Samsung’un Güney Kore pazar için ürettiği Sch-v200’ün ilk kameralı telefon olduğunu iddia ederken, diğer ekip Sharp’ın Japonya’da ürettiği J-Phone’un ilk kameralı telefon olduğu konusunda ısrarcı. İlk kameralı telefon hangisi olursa olsun, bu iki ticari başarı biz kullanıcıları bir endüstri standartına taşıdı. Bugün en basit telefondan en gelişmiş akıllı tablete kadar hemen hemen tüm cihazlarda bir kamera mevcut. Üstelik 2000 yılında sadece 0.3 megapiksellik çözünürlükle başlayan bu yolculuk, bugün 41 megapiksele kadar ulaşmış durumda. Kameraların küçülerek cebe girmesi ve giderek gelişmesi serüveni megapiksel sayısının artışı ile de sınırlı değil üstelik. Parmak ucu boyutundaki bu telefon kameraları, üst düzey teknolojiye sahip mercekler, diyaframlar, flaşlar ve karmaşık yazılımsal ayarlarla donanmış durumda. Peki bu telefon kameraları profesyonel bir şekilde kullanılabiliyor ve tüm bu gelişimin hakkını verebiliyor muyuz? Bu haberimizde akıllı telefon kameralarıyla kullanabileceğiniz dijital fotoğrafçılık ipuçlarını sizler için derledik.

---Sponsor---

Fotoğrafçılığa Giriş: Temel Bilgiler

Telefonlarımızdaki kameraları incelikle kullanma hakkında ipuçlarımıza fotoğrafçılık temellerinden başlamak daha doğru olur. Akıllı cihazlardaki kameralar her ne kadar son teknoloji aygıtlar olsa da, arka plandaki çalışma prensibi diğer kameralarla yüksek oranda benzerlik gösteriyor. Tüm analog, dijital ya da telefon kameralarının iyi bir fotoğraf için ihtiyaç duyduğu temel öğe ışık. Işığının geliş açısı ve miktarını ayarlamak iyi bir kare yakalamak için dikkate almamız gereken konuların başında geliyor. Eğer fotoğrafladığımız ortamda çok fazla ışık varsa çekeceğimiz fotoğraf aşırı beyaz (patlamış ya da over-exposed – fazla açığa çıkmış) bir hal alır. Durumun tam tersine, ortamda yeterince ışık olamaması durumunda ise çekilen fotoğraftaki objeler seçilememeye başlar ve fotoğraf karanlıklaşır. Fotoğrafçılıktaki en önemli değer olan ışığı kontrol edebilmek adına tüm kameralarda temel iki özellik bulunur; diyafram ve enstantane. Şimdi dilerseniz bu iki özelliğe yakından göz atalım.

Diyafram

Teknolojik cihazların doğadan esinlenerek üretildikleri gerçeği, kamera ve göz arasındaki benzerlikler irdelendiğinde bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu bağlamda ışığı kontrol eden parçalardan biri olan diyaframı, kameranın göz kapağıdır şeklinde tanımlamak yanlış olmaz. Tıpkı göz kapağı gibi çalışan diyafram, objektife düşen ışığın miktarını kısılarak ve açılarak ayarlayan bir parça. Sembolü “f” olan diyafram, “lens açıklığı” olarak da literatüre geçmiş durumda.

Diyafram değeri f’nin yanındaki rakam ise diyaframın objektifi kaç milimetre kapattığını gösteriyor. f değeri küçüldükçe kameranın görüş alanı ve kameraya giren ışık miktarı artıyor. f değeri yükseldikçe kameraya giren ışık miktarı azalıyor. Fotoğraf çekilirken bulunulan ortamın aydınlığına göre diyafram değeri değiştirilerek fotoğrafın aşırı beyaz ya da karanlık çıkmasını engellemek mümkün; Aşırı ışık olan plaj gibi ortamda yüksek diyafram değerleri, karanlık ortamlarda ve gece çekimlerinde ise düşük diyafram değerleriyle çekim yapmak, daha dengeli aydınlatılmış fotoğraflar elde edilmesine yol açar.

Obtüratör-Enstantane-Shutter Speed

Fotoğraf makinelerinde ışığı dolaylı olarak kontrol eden ikinci özellik obtüratör-shutter speed ya da bilinen adıyla enstantanedir. Bu araç, objektifin ne kadar hızlı kapanacağını belirler. Eğer enstantane değerleri çok yüksekse çok hızlı hareket eden cisimler donacaktır: Aniden kanatlanan kuşları havada asılı tutmanın ya da hızla yanınızdan geçen bir treni durdurmanın yolu yüksek enstantaneden geçer. Düşük enstantane değerleri ise hareket eden cisimlerin fotoğrafımızda flu (bulanık) olmasına neden olacaktır. Çağdaş bir fotoğrafçılık klasiği olan akan trafikteki kırmızı ve sarı ışık huzmeleri, uzun süreli enstantane/pozlama ile kolaylıkla elde edilebilir.

Enstantane her ne kadar fotoğrafın yakalanma hızıyla ilgili olsa da, kameraya giren ışığın süresini belirlediği için ışık üzerinde etkisi olan ikinci temel fotoğrafçılık öğesidir.

ISO-ASA Film Sertliği

Analog fotoğraf makinelerinin çalışma prensibi, diyafram ve enstantane değerlerinin birleşimi ile objelerden yansıyan ışığın fotoğraf filmi üzerindeki ışığa duyarlı kimyasal malzemelerin tepkimeye girmesi ve görüntünün film üzerinde oluşması şeklinde özetlenebilir. Artık üretimi durma noktasına gelen bu filmlerin ışığa duyarlılığı (ve sertiği) ISO (International Standarts Organisation) ya da ASA (American Standarts Association) değeriyle belirtilir; düşük ISO değerli filmler sert, ışığa karşı daha az duyarlılık sağlarken, yüksek ISO’ya sahip olan filmler daha yumuşak, ışığa karşı daha hassas, karanlık ortamlarda daha iyi sonuçlar veren filmlerdir.

Diyafram, enstantane ve ISO üçlüsünün (ve elbette burada bahsetmediğimiz lens ve gövdelerin) oluşturduğu sonsuz kombinasyon, iyi bir fotoğraf çekimi için-tüm fotoğraf makinelerinde kullanabileceğiniz özellikler.

Şimdi bu temel bilgilerden yola çıkarak akıllı telefonlarımızın kameralarında bu bilgileri nasıl kullanabileceğimize ve akıllı telefonların yazılımsal olarak sağladıklarına bakalım.

Yazının devamını “Akıllı telefon kameralarının ince ayarları” başlıklı yazımızda bulabilirsiniz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
Google Haberler - Gündem Haberleri